Dünya Sualtı Konfederasyonu – CMAS’ın Su Altı Görüntüleme Komisyon Başkanı seçildiniz, bunun önemini bize açıklar mısınız?
CMAS (Dünya Su Altı Sporları Konfederasyonu) dünya üzerindeki su altı aktivitelerini regüle eder. Nasıl FIFA/UEFA dünya futboluna yön veriyorsa CMAS da dünya su altına yön verir. CMAS’ın kurucusu benim jenerasyonumun siyah beyaz TV’lerde nefessiz izlediği Jacques Cousteau. Önceleri aletli dalış ve zıpkınla balık avlama gibi branşlar ile ilgilenen CMAS artık bünyesinde serbest dalış, zıpkınla balık avlama, aletli dalış, su altı ragbisi, su altı hokeyi, paletli yüzme ve benim başkanı olduğum su altı görüntüleme gibi branşları barındırıyor. Su altı görüntüleme komisyonu kendi camiasının en önemli organizasyonu olan Dünya Şampiyonalarını organize eder. Dünyada yapılan bütün su altı görüntüleme yarışmalarının hem kurallarını koyar hem de kontrolünü sağlar. Kısacası dünyada yapılan neredeyse bütün su altı fotoğraf ve video yarışmalarının en tepesidir. Ben, bu komisyonun başkanlığına seçilen ilk Türk’üm.
Hobi olarak başladığınız tutkunuz modern sanat çalışmalarına evrildi. Bu sizin planlayıp çizdiğiniz bir yol muydu ya da biraz kendiliğinden mi gelişti?
5 yaşında dudakları morarana kadar denizden çıkmayı bilmeyen, vücudunun zangır zangır titremesini engelleyemeyen sarışın cılız bir çocuk düşünün, işte o çocuk benim. Uzunca bir zaman hem balık tutmak hem de zıpkınla balık avlamak yaz aylarının en büyük eğlencesiydi. Daha sonraları hayatıma windsurf girdi ve üniversite bitene kadar yaz aylarında her fırsatta windsurf yapar oldum. Kısacası küçük yaşımdan beri hep denizle iç içeyim. Özellikle denizin altını hep çok merak ettim ve bu merakımı yurtdışından gelen belgeselleri izleyerek giderdim. Balık davranışlarını, türlerini öncelikle bu belgesellerden öğrendim. Fotoğrafa gelince; elime bir kalem ve boş bir sayfa verin çöpten adam bile çizemem. Üniversite yıllarında fotoğraf çekebildiğimi anladığımda boş kağıt ve kalemden kurtulduğumu, istediğim fotoğrafı çekerek bu konudaki eksikliğimi giderebildiğimi anladım. Fotoğraf aslında gözün eğitilmesi ile başlıyor; çok sayıda fotoğraf çekmek, her kare üzerinde düşünmek ve o kareyi kusursuz bir hale getirene kadar çok çalışmak lazım. Su ile hep haşır neşir olmama rağmen ilk scuba dalışımı 2000’li senelerde yaptım. Su altını bu şekilde görünce kafamda bir ampul yandı: karada çektiğim fotoğrafları denizin altında da çekmeliydim, aşağıyı hiç bilmeyen insanlara o eşsiz güzelliği göstermeliydim. İlk girdiğim yarışmadan bir ödül ile eve döndüm; işte bu, su altı fotoğrafı hobimin kontrolden çıkması noktası. 2 kere üst üste Türkiye Şampiyonu oldum, CMAS Dünya Su Altı Görüntüleme Şampiyonası’nda bir dünya ikinciliğim, bir de Avrupa birinciliğim var.
Fotoğraflarınızı çekerken önceden bir tema belirliyor musunuz yoksa daha spontane olarak karşılaştığınız anı kaçırmamaya mı çalışıyorsunuz?
Dalış sizi farklı bir ortama sokuyor. Suyun altında her şey her an değişkendir; dalgalar, akıntılar, ışık ve hiç yorulmadan hareket eden su altı canlıları. Bu sebeple önceden bir planlama yapsanız bile bu planlar suyun altında değişecektir. Ayrıca dalarken lenslerinizi değiştiremeyeceğiniz için o dalışa geniş açı bir lens ile giriyorsanız o dalışta sadece geniş açı fotoğraf çekebilirsiniz. Sonuç olarak çektiğim fotoğrafların neredeyse hepsi spontane çekilmiştir. Bu sebeple her dalıştan önce “Fotoğrafçı şansım benimle olsun” diye kendi kendime mırıldanırım.
Fotoğraflarınızdan oluşan kitaplarınızı bize anlatır mısınız?
Biz 9 arkadaş son 10 yıldır her sene daha önce gitmediğimiz bir dalış noktasına gidip dalıyoruz. Hepimizin ortak noktası suyun altına aşık olmamız. Ekibin tamamı Türkiye’nin tanınmış iş adamları ama bu müthiş hobinin peşinde hepsi su altında fotoğraf çekmeyi öğrendi. Bu sayede oluşan fotoğraflardan her yıl sonu Sometimes adında bir kitap çıkartıp sevdiklerimize hediye ediyoruz. Dünyadaki iklim değişikliklerinden denizler de çok etkileniyor. Örneğin Palau’da fotoğraflarını çektiğimiz “Jelly Fish Lake”deki altın denizanası kolonisi denizlerin ısınmasından dolayı yok olmuş vaziyette. Yani bu kitapları yaparak geleceğe günün bir belgesini bırakıyoruz; farkında olmadan belgesel yapımcısı olduk!
Deniz ve deniz canlılarıyla böylesine iç içe olmak beslenmenizde değişikliğe yol açtı mı?
Evet oldu. Orfoz, lagos gibi ergenleşip üreyebilmek için yıllarca bekleyen kıymetli balıkları artık tüketmiyorum. Sevgimden ve türe duyduğum hayranlıktan ahtapot yemeyi bıraktım. Jacques Cousteau “Ahtapotun evinizdeki köpekten daha akıllı olduğunu bilseydiniz yer miydiniz?” diye soruyor. Ahtapot çok akıllı bir hayvan; öğrenme ve taklit etme becerisi var. Ahtapot yemeyin! Her yıl milyonlarcasını öldürdüğümüz, denizlerin dengesini sağlayan en önemli oyuncuyu, yani köpekbalığını, sadece kanadından çorba yapmak için avlıyoruz. Köpekbalıkları hâlâ canlıyken yüzgeçleri kesilip denize atılıyor; canlı kalmak için devamlı yüzmek zorunda olan balık denizin dibinde boğularak ölüyor. Köpekbalığının yok olması agresif türlerin diğer canlıların yumurtalarını yok etmesiyle sonuçlanıyor. Köpekbalığı da yemeyin!
Denizle böylesine iç içe olmak size neleri öğretti?
Öncelikle dinginlik ve huzur. Suyun altında muhteşem bir mavi sonsuzluktasınız ve uçmaya en yakın hissi yaşıyorsunuz.
Yurtdışından ve Türkiye’den favori dalış adresleriniz neler?
Dünya’da daldığım yerlerden en çok Raja Ampat (Endonezya) beğenmiştim. 4 metre büyüklüğünde mantalar yanınızda dans ederken 1 cm büyüklüğünde pigme deniz atları mercanların arasında saklambaç oynuyor. Galapagos inanılmaz bir yer; Darwin ve evrim dediğimizde ilk akla gelen yer. Küba’da yer alan Los Jardines de la Reina (Kraliçenin Bahçesi) dalış noktasını Fidel Castro yıllar evvel ticari balıkçılığa kapatmış; on yıllar içinde balık nüfusu inanılmaz bir şekilde artmış. Üzerinize gelen Karayip köpekbalıkları size yarım metre kala manevra yaparak uzaklaşıyor; gerçekten harika bir duygu. Türkiye’de orfoz avı yasağı harika sonuçlar vermeye başladı, tür tekrar çoğalıyor. En iyi dalış ise haliyle Kaş ve Bodrum.
Kerim Sabuncuoğlu’nun Su Altı Tarihçesi
- 2000 yılından beri tüplü dalış yapıyor, su altı fotoğrafı çekiyor.
- 2011 ve 2012 yılları Su Altı Fotoğrafı Türkiye Şampiyonu.
- 2011 Dünya Su Altı Görüntüleme Şampiyonası’nda Gümüş Madalya aldı.
- 2013 Avrupa Su Altı Görüntüleme Şampiyonası’nda Altın Madalya kazandı.
- 2015 yılından beri TSSF Görüntüleme Kurulu Üyesi.
- 2017 yılından beri CMAS (Dünya Su Altı Federasyonu) Görüntüleme Kurulu Dünya Başkanı.
- Eserleri pek çok sergide sergilendi; 5 adet su altı ile ilgili ortak kitabı var.
Kaynak: Sunset Grill & Bar — Kerim Sabuncuoğlu ile Suyun Altı: Bambaşka Bir Dünya